Murat KAYACAN

 

Duyurular
Ana Menü
Anasayfa
Hakkımda
Tüm Yazılar
Köşe Yazıları
Hakemli Dergi Yazıları
Haksoz.net Yazıları
Politik Yazılar
Mizah Yazıları
Kavramlar
Çeviriler
Kitap Tanıtımı
Kitaplar
Konferanslar
Söyleşiler
Duyurular
İletişim
Arama
İstatistikler
Ziyaretçiler: 418753
Anasayfa arrow Mizah Yazıları arrow Ali Sürücü Bey ve YÖK kamburu
Ali Sürücü Bey ve YÖK kamburu PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 08 Aralık 2008

Gazetemizde yayınlanan röportajında AKP il başkanı Ali Sürücü Bey, başörtüsü yasağı ve meslek liselerine uygulanan katsayı adaletsizliğine dair, “Meclis çoğunluğu ile bu iş olmuyor. Çıkarılan kanunlar Cumhurbaşkanı’ndan geri dönüyor. İkinci kez kabul edildiğinde bu sefer de Anayasa Mahkemesi’nden geri dönüyor.” dedi.

 

 

Haksöz dergisinin bu ayki sayısının da gündemi bu konuya ayrılmış. Cumhurbaşkanının aşırı yetkilerinin ve YÖK’ün Meclisi “umursamaz” tavrının kaynağının 1980 darbesi olduğu gerçeğine vurgu yapılmış. Hükümete sorumluluklarının hatırlatıldığı dergide Ali Sürücü Beyin yaklaşımını doğrulayacak değerlendirmeler de var.

 

Bu konudaki haksızlığı gidermek mevcut durumu sürekli resmetmeyle çözülebilir mi? Başbakan Erdoğan’ın ve Hüseyin Çelik’in YÖK’ten müşteki olduğunu bizimle paylaşması onların duygularını yansıtabilir ama iradesini değil. Hükümetin konuya çözüm getireceğine biz de Ali Sürücü gibi inanmak istiyoruz. Ne var ki, iktidar samimi ise neyi bekliyor? Meclisin çoğunluğunu elinde bulunduran yönetim acizliğini vurgulayıp durursa, yönetimi altındakiler buna gülüp geçmez mi? İktidar saygınlığını yitirmez mi? YÖK’ün mevcut olanı yetmiyormuş gibi katsayı adaletsizliğini daha da katmerleştirmesi iktidarın saygınlığını büyük ölçüde yitirdiğinin göstermiyor mu?

 

Hükümetin bu gidişten rahatsız olduğunu biliyoruz ama darbe sonucu oluşan bu yapı şikâyet etmekle ıslah olmuyor. Çünkü “doğru yolda olduklarından” eminler. Vakit gazetesi üst üste birkaç gün; birkaç yıl önce YÖK ve MEB arasında yapılan görüşmelere dair YÖK başkanı ve rektörlerin sözlerini içeren bant kayıtlarını yayınladı. Bu zevatın, “Bakanla kesinlikle uzlaşmayalım, teklif dahi getirmeyelim, ne derse karşı çıkalım. Meseleyi zamana yayalım. ‘80 bin üniversite elemanı teklifinizi değerlendirecek.’ diyelim.” şeklindeki ifadelerini uzlaşmaya asla yanaşmayacaklarının birer göstergesi olarak okumak mümkün. Bu durumda, Erdoğan’ın daha önceleri sarf ettiği, “Toplumsal mutabakat sağlandı, sıra şimdi kurumlar arası mutabakatta.” sözünün makes bulması mümkün değil.

 

Demek ki yapılması gereken, yüksek öğrenimde onulmaz bir rahatsızlık olan YÖK’ü kaldırarak üniversitelerdeki tahakkümü bitirmektir. Aksi takdirde kriz daha da yayılacak ve belki de ülkeyi kaplayacak. Zira başörtüsü ve meslek liselerinin katsayı sorunu, ülke halkının büyük bir kesimini ilgilendiriyor.

 

YÖK ve Cumhurbaşkanı’nın yol açtığı insan hakları ihlalleri ne kadar sabır sınırlarını zorluyorsa, AKP iktidarının da bu konudaki “ataleti” aynı ölçüde yasağa katlanmayı imkânsız hale getiriyor. Haksızlık yapanların tarihe kara bir leke olarak geçecekleri ne kadar doğruysa, adaleti tahkim etmekle görevlendirilmiş olup görevini yerine getir(e)meyenlerin de “ak bir sayfa” olarak tarihe geçemeyecekleri o kadar doğrudur.

2005-08-18




  İlk yorumu yazmak istermisiniz
RSS Yorumları

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
E-Posta
Başlık:
Yorum:



Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.1

 
< Önceki   Sonraki >
© 2012 Murat KAYACAN
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.