Murat KAYACAN

 

Duyurular
Ana Menü
Anasayfa
Hakkımda
Tüm Yazılar
Köşe Yazıları
Hakemli Dergi Yazıları
Haksoz.net Yazıları
Politik Yazılar
Mizah Yazıları
Kavramlar
Çeviriler
Kitap Tanıtımı
Kitaplar
Konferanslar
Söyleşiler
Duyurular
İletişim
Arama
İstatistikler
Ziyaretçiler: 186927
Anasayfa arrow Köşe Yazıları arrow Amcaoğlunu dövdürtmeyiz ha!
Amcaoğlunu dövdürtmeyiz ha! PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 23 Nisan 2009

 

Umut Bulut, Ergenekon davasına dair şu cümlelerin sahibi bir Mili Gazete yazarı: “Allah'tan korkan bir iktidar, suçsuz günahsız insanları böyle mahkeme kapılarında süründürmez.” Yazarın önceki yazıları arasında gezindiğinizde Necmettin Erbakan’a yıllarca küfreden ardından da bu konuda “hidayete eren” ve Fethullah Gülen için de “Onun cenazesi bu ülkeye gelemez!” diyen Nihat Genç’e “istikrarı ve disiplini elden bırakmayan” bir kişi methiyesinde bulunulduğunu görebiliyorsunuz.

Söz konusu yazar, Kanal 7'de ekrana gelen "İskele Sancak" programında BBP'nin merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nu eleştirdiği gerekçesiyle İstanbul Alperenler Ocağı Başkanı Mustafa Kayatuzu'dan dayak yiyen Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı hakkında bir yazı kaleme aldı.

Ahmet Altan ve Yıldıray Oğur gibi Taraf yazarlarının Mustafa Kayatuzu'nu bir öcü imiş gibi gösterme gayretinde olduklarını ileri süren Bulut: “Biz Muhsin Yazıcıoğlu'ndan bir şey öğrendik. Biz amcaoğlumuzu dövdürtmeyiz." demekte. Bu “(Mustafa Kayatuzu adlı) amcaoğlunun yaptığı ne olursa olsun onun yanında yer alırız.” demekse, dava “cahiliye davasıdır” ve (bunu bir ilahiyatçıya hatırlatmak hoş görünmese de) İslâm açısından savunulamaz.

 

Bulut’a göre, bir büyük camianın liderinin cenazesi sonrasında yakışıksız laflar etmenin (?) cezası yumruk yemek. Bunun ardından da “mazlum ayağına yatmak” söz konusu olmamalı. Rasim Ozan Kütahyalı’nın yapması gereken “dayağı yeyip susmak ve oturmak.” Ne kadar Müslümanca/doğru tavsiyeler değil mi? Gazeteci bir başka gazetecinin dayak yemesini savunuyor. Bu nasıl (Bulut’un ilkeleri açısından) “amcaoğlunu dövdürtmemektir” anlamak zor.

 

Yazara göre, Mustafa Kayatuzu temiz bir Anadolu çocuğu olarak herkesin yapabileceği doğal bir tepkiyi vermiştir. Yani “ihkak-ı hak” bir hak yazara göre. Bulut yazısında şöyle demekte: “Taraf Gazetesi'nin ve avanesinin bu kabil kışkırtıcı yayınlarına ses çıkarmayan sözde İslamcı naylon yazarlarımızın bu tavrını da bir kenara not ettiğimi ifade etmek istiyorum. Bu ülkede herkes herkesin ciğerini biliyor ve hiç kimse yaptığı ihanetin karşılıksız kalacağını düşünmemelidir. Benim aklımın almadığı şey şu ki, her devirde iktidarı elinde bulunduran sağcı muhafazakâr çevrelerin neden bu kadar pasif kaldığıdır.” Yani gazeteciler farklı bir görüş ortaya koyduğunda onların sözlerini boşa çıkarmak değil, onları dövmek aksi takdirde “naylon İslâmcı” (ne demekse) oluyorsunuz. İlginç! Peki, Kütahyalı'yı arayarak özür dileyen ve Kayatuzu’nu görevden alan BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu (İslâmcı ise size göre) ne tür bir İslâmcıdır? O değil de M. Yazıcıoğlu’nun terbiyesinden geçen bir Milli Gazete yazarı mı İslâmcı yoksa?

 

Bulut hakaretlerini sürdürmekte Küthyalı ile ilgili olarak: Ne idüğü belirsiz biri çıkıyor, bütün değerlerimize alabildiğine saldırıyor ve biz sadece susmak ve tepki göstermek durumunda kalıyoruz. Bu öyle böyle bir şey değil ki, kolay kolay kafamızda normalleştirelim.” Kütahyalı’nın “ne idüğü belirsiz” hakaretinin ardından “ihkak-ı hak” ilkeniz gereği gelip size bir yumruk indirmesi caiz mi sayın Bulut? Hayırsa neden değil?

 

 

Bulut devam etmekte: “Taraf Gazetesi ve çevresinin eti ne, budu ne ki? Burada benim canımı sıkan sözde naylon İslamcı çevrelerin bunlara el altından göz kırpmasıdır. Bu cüretlerinin arkasına başka ne olabilir? Bunu asla kabul etmiyorum. Kendi söyleyemediklerini Taraf Gazatesi'nin zıpçıktılarına söyleten bu naylon İslamcıları milletimizin engin basiretine havale ediyorum.”

 

Siz bu yazıyı Taraf yazarı Kütahyalı’ya “olay bağlamında” el altından değil “doğrudan” sahip çıkan bir yazı olarak yorumlayabilirsiniz. Bir yazarın yanlış (veya yanlış anlaşılan) sözü üzerine verilecek tepki onun “hastanelik edilmesi” değildir. Bu ne insani ne de İslâmîdir.

23 Nisan 2009 (Memleket gazetesi) 


  Yorumlar (1)
RSS Yorumları
1. Düşünce özgürlüğü sınırı ve haddini bilm
Yazan Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır , on 24-04-2009 11:11
Kanal 7 deki tartışma programını seyretmedim. Olayın kahramanları ve konuşulanlar hakkında yeterli bilgi sahibi değilim. 
Bundan hareketle; 
1.Rasim Ozan KÜTAHYALI Bu memlekette etnik kimlik çatışmasını körükleyen yazılarına ve konuşmalarına son vermelidir. Bu memlekette yaşayan herkes anayasa ile eşit haklara sahip değil mi? Alevi, Sünni, Kürt olarak ayırdıkları insanlar farklı muamele mi görüyor. İzmir’de yaşayan bir Türk silah alıp askere saldırsa af mı ediliyor. 
Ömrünü bu memleketin birliği, bütünlüğü ve huzuru için harcamış çilelere gark olmuş ve vefat etmiş bir insan hakkında konuşurken daha dikkatli olmak kendini bilen insanların meziyetidir. 
2.Mustafa KAYATUZU bey inanıyorum ki Rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU hayatta olsaydı bu davranışını tasvip etmezdi. Böyle durumlarda ALP değil EREN tarafını sergilemeni isterdi. 
3.Düşünce özgürlüğünün Coğrafyamıza uygun net ifadelerle Anayasaya yerleştirilmesinin ne kadar elzem olduğu herkes tarafından söylenmekte ise de bunun kapsamı konusunda netlik oluşmaması bu sıkıntıların oluşmasına sebep olmakta bazıları düşünce özgürlüğü adı altında parçalanmaya hizmet ettiklerinin farkına varamamaktadırlar. 
4.Değerli yazar kardeşimin Rasim ozan KÜTAHYALIYA sahip çıkma sınırını sadece yapılan davranışın yanlışlığı noktasında olduğunu, bu zatın fikirleri ya da her yönüyle destek noktasında olmadığını düşünüyor ve ümit ediyorum.

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
E-Posta
Başlık:
Yorum:



Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.1

 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 Murat KAYACAN
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.