Murat KAYACAN

 

Duyurular
Ana Menü
Anasayfa
Hakkımda
Tüm Yazılar
Köşe Yazıları
Hakemli Dergi Yazıları
Haksoz.net Yazıları
Politik Yazılar
Mizah Yazıları
Kavramlar
Çeviriler
Kitap Tanıtımı
Kitaplar
Konferanslar
Söyleşiler
Duyurular
İletişim
Arama
İstatistikler
Ziyaretçiler: 186995
Jet imam PDF Yazdır E-posta
Cuma, 21 Ağustos 2009
     

Sadrazam Fuat Paşa merhumun babası Keçeci zade İzzet Molla oldukça, zeki ve nükte yapan bir adam imiş. Bir Ramazan gecesi Fatih camiinde teravih namazı kılınıyormuş. İmam Efendi, namazı hızlıca kıldırdığından İzzet Molla rükû ve secdelere varışlarda adeta ölüp ölüp diriliyormuş. İmamın selam verdiği bir sırada elinde feneriyle bir kişi alelacele içeri girmiş ve eyvahlayarak: “Hay Allah, namaza yetişemedik.” demiş. İzzet Molla adama dönerek nefes nefese cevap vermiş: “Sen ne ki kardeşim, biz namazın içinde olduğumuz halde yetişemiyoruz!

 

 

 ***Ramazan diyalogu

-Hoş geldin Ramazan.

-Hoş bulduk Recep.

 

 ***

 Az kalsın düşecektim 

 

Bir deli uyuyormuş yatağından düşmüş kalkmış ve yerine yatmış biraz sonra tekrar düşünce şöyle demiş: “İyi ki demin kalktım yoksa üstüme düşecekmişim.” (Lütfiye Sözer’e teşekkür)

 

***

 

 Sanata mesleki ve pratik bakış

 

Bir sanayi şirketinin genel müdürü klasik müzik düşkünüymüş. Günlerden bir gün, şehre ünlü bir orkestra gelmiş. Vereceği konserin en önemli parçası da Schubert'ın ünlü “Bitmeyen Senfoni” siymiş. Genel müdüre, konser için bir davetiye gelmiş. Yoğunluğu nedeniyle gidemeyeceğinden, bunu şirketin “verimlilik” uzmanına vererek: “Lütfen benim yerime konsere gidip de sonra izlenimlerini aktarır mısın?” demiş. Ertesi gün uzmandan bir değerlendirme raporu gelmiş:

Sayın Genel Müdürüm,

Dört obuacı konserin önemli bir süresinde boş oturdular. Bunların sayısını azaltırsak konsere daha çok katkıda bulunurlar. Orkestrada on iki kemancı var. Bunların hepsi aynı anda hareket ediyorlar ve aynı notaları seslendiriyorlar. Bence yanlış. Personel tasarrufu yapılmalıdır. Onaltılık notalara ağırlık verilmiş. Büyük ziyan. Seyirciler sekizlik ve onaltılık notalar arasındaki farkı pek anlamaz. Bu nedenle onaltılık notalarla eser çalarak yüksek ücret alan elemanlar yerine, sekizlik notaları çaldırıp, düşük ücretle çalışan stajyerler kullanılmalı. Yaylı sazlarla işlenen pasajlar, nefesli sazlarla aynen tekrarlanıyor. Bu durum gereksiz bir tekrar yaratıyor. Bu önlendiğinde iki saatlik konser yarıya iner. Schubert bu önlemleri alsaydı “Bitmeyen Senfoni” rahatlıkla biterdi.

Saygılarımla,                                                                         (Yusuf Z. Yavaş’a teşekkür)

 

 

***

 

 Yolcu şoför diyalogu

Olay Bursa’da geçiyor.

Yolcu: “Heykel'e çıkıyor mu?”

Şoför: “Yok, yanından geçiyor.” 

*** 

Bir gülümsemenin getirdikleri

 

Kenarda duran, üstü başı eski püskü minik bir kızın asık suratla oradan geçen adama gülümsemesi ile adamın ruh hali bir anda değişiverdi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.  Hemen bir cep telefonu mesajı yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemiş olan fakir adam hemen karnını doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu durdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar. Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.

 

 ***

 Günün sözü 

 

Ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda yüzü kara olur.

 

 

20 Ağustos 2009 Perşembe (Memleket Gazetesi)




  Yorumlar (1)
RSS Yorumları
1. Yazan salih, on 03-09-2009 12:13
ibadetlerin kabulü için iki şart var. 
1-ihlaslı yapılması 
2- -doğru yapılması 
 
yanlışlarımıza üzülerek düzeltmeli ve doğrularımıza sevinerek artırmalıyız.

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
E-Posta
Başlık:
Yorum:



Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.1

 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 Murat KAYACAN
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.