Murat KAYACAN

 

Duyurular
Ana Menü
Anasayfa
Hakkımda
Tüm Yazılar
Köşe Yazıları
Hakemli Dergi Yazıları
Haksoz.net Yazıları
Politik Yazılar
Mizah Yazıları
Kavramlar
Çeviriler
Kitap Tanıtımı
Kitaplar
Konferanslar
Söyleşiler
Duyurular
İletişim
Arama
İstatistikler
Ziyaretçiler: 418708
Anasayfa arrow Kavramlar arrow Kur'an Hz. Peygamber'i nasıl yönlendirdi?
Kur'an Hz. Peygamber'i nasıl yönlendirdi? PDF Yazdır E-posta
Pazar, 23 Kasım 2008
 

Kur’ân, kendisine bâtıl söz karıştırılmamış1 en son ilahî çağrıdır. Yirmi üç yılda kısım kısım Hz. Muhammed(s)’e indirilmiş, gelen vahiyler hemen vahiy kâtiplerine yazdırılmış ve ezberlenmiştir.2 Onun ilk muhatabı ve davranış değişikliği oluşturmak istediği ilk kişi Hz. Peygamber(s)’dir. Bu çalışmada önce Kur’ân’ın kendisini ve Hz. Muhammed(s)’i nasıl tanıttığını ardından da ona kazandırmak istediği erdemleri ne tür uyarılarla gerçekleştirmeye çalıştığını3 ortaya koyacağız.

 

 

Kur’ân, kendisine bâtıl söz karıştırılmamış1 en son ilahî çağrıdır. Yirmi üç yılda kısım kısım Hz. Muhammed(s)’e indirilmiş, gelen vahiyler hemen vahiy kâtiplerine yazdırılmış ve ezberlenmiştir.2 Onun ilk muhatabı ve davranış değişikliği oluşturmak istediği ilk kişi Hz. Peygamber(s)’dir. Bu çalışmada önce Kur’ân’ın kendisini ve Hz. Muhammed(s)’i nasıl tanıttığını ardından da ona kazandırmak istediği erdemleri ne tür uyarılarla gerçekleştirmeye çalıştığını3 ortaya koyacağız.

A. Kur’ân

Hz. Peygamber(s)’e indirilen Kur’ân yepyeni olma iddiasında olmadığı gibi, kendinden önce gelen ilahî kitapları teyit edici bir niteliğe sahiptir.4 O, peygamberin içinde yaşadığı toplumu ve ulaştığı kimseleri uyarmak için inzal edilmiştir.5 Peygamberin görevi gaybı bilmek değil Kur’ân’a tâbi olmaktır.6 Rasulüllah(s) ile ilahî bilgi arasını ayırmak isteyen insanlardan ve cinlerden düşmanlar vardır. Bunlar, ahirete inanmayanların kalplerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için çabalayıp dururlar. Kur’ân-ı Kerim onların faaliyetlerinin niteliğini Hz. Peygamber(s)’e ve inananlara öğretmektedir.7

Hz. Muhammed(s)’e verilen bu kitap bir rahmettir.8 Vahyi bilgiler o kadar hayatın içindedir ki, tevhidi mücadelede kimlerin özür beyan ettiğini, azarlanmamak için yemin ettiğini, savaşa gitmeyen kadınlarla beraber çakılıp kalmaya rıza gösterdiğini ve onların vasıflarını öğretir. Ancak bizzat kimlerin bu özelliklere sahip olduğunu isim isim peygamber de dahil kimseye bildirmez. İlahî bilgi en güzel kıssaları ihtiva etmektedir. 9 

Hiç bir eğriliğin olmadığı Kur’ân’da mevcut bulunan önceki kavimlerin başından geçenler hakkındaki sahih bilgi bu konuda Ehl-i Kitab’a bir şey sormamayı gerekli kılmaktadır.10 Kur’ân daha önce vuku bulan sosyal olayları hatırlatan bir kitaptır. İnsanların sakınması için tehdidi ve ibret verici olayları araç olarak kullanır. Peygamber(s) Kur’ân okurken aceleci davranmamalı ve ilmini artırması için Rabbine dua etmelidir.11

Doğruyu yanlıştan ayırt edici olarak indirilmiş olan Kur’ân’ın merkezi noktası Allah’ın tekliğini söz ve fiil ile kabullenmektir. Vahyî bilgi, peygamberin kalbine iyice yerleşsin diye bölüm bölüm indirilmiş ve ağır ağır okutulmuştur. Âlemleri uyarmak hedefli bu kitap Allah katındandır.12 Vahiy meleği onu Rasul(s)’ün kalbine uyarıcılardan olması için Arapça olarak indirmiştir. Gerçekten o evvelki kitaplarda da temel ilkeleriyle mevcuttur.

B. Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Muhammed(s)

Vahyin bildirimlerine göre, Hz. Muhammed(s)’in vahiy almadan önceki hayat sürecinde kitap ve iman konusunda bir bilgisi yoktur. Tarihsel olayların kesin bilgilerine de vahiy sayesinde vakıf olmuştur.13 Kendisine Kitap ve hikmet indirilmiş, bu sayede bilmediği şeyleri öğrenmiştir. Daha önce okuyup yazmamıştır. Böyle bir şey olsaydı inkârcılar ona vahyedilenlerden şüphelenme konusunda biraz olsun haklı olabilirlerdi.14

Yüksek ahlaklı ve kibar bir kişiliğe sahip Rasul(s) kaba tavırlı ve katı yürekli olmaktan uzaktır.15 Toplumda ekonomik refah açısından itibarlı olmayan kimselere değer vermemeyi onlara yapılan bir haksızlık olarak görür. Kendisi için olduğu kadar müminler için de bağışlanma diler. İnsanların sözlerine çok değer verip onları can kulağıyla dinlediği için o, adeta hayırlı bir kulaktır.16 İnananlara düşkün, şefkatli ve merhametlidir. Onların kusurlarını affeder.17 İnsanların Allah’ın ayetlerini bile bile inkâr etmeleri onu üzer. Onların doğru yola girmeleri için insan takatini aşan bir gayret gösterme çabasındadır.18 Müminlerden bir kısmının savaşta kaçması onun direncini kırmaz. Kendisini Allah yolunda savaşmakla ve inananları da buna teşvik etmekle sorumlu hisseder.19 

Müminler gibi O da maddî ve manevî baskılar karşısında daralabilir. Fakat onun görevi herkesi iman ettirmek değil inanan bir milleti uyarmak ve müjdelemektir.20 Allah’ın ayetlerini okuyarak daha önce kendilerine kitap verilmemiş olan insanları eğitir, arıtır; onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. İnsanları cehennem azabıyla korkutur.21

Hz. Muhammed’e indirilen Kur’ân Allah katındandır.22 Kur’ân Cebrail aracılığıyla, kendinden öncekileri doğrulayıcı, yol gösterici ve inananlara müjde olarak Peygamberimizin kalbine indirilmiştir. Ona indirilen ayetler apaçıktır. Kur’ân’ı ancak fasıklar inkâr eder.23 Peygamber hak bir bilgiyle müjdeci ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Allah’ın yardımını alabilmek için Yahudi ve Hırıstiyanlara ve onların muharref kitaplarına değil, hak yolu gösteren ilme tabi olmalıdır.24 

Ayetler ona doğru bir şekilde okunmaktadır. Peygambere daha önceki kavimlerde yaşanmış problemler ve olaylar da bildirilir.25 Bu sayede toplumların vahye ve peygamberlere karşı aldıkları tavrı ve onlar için söz konusu olan ilahi yasaları26 keşfetmiş olur. Kendisine okunan Allah’ın ayetleri doğru bilgiler vermektedir. O’na bu bilgiler insanların problemlerini halletmesi için gönderilmektedir. O, bu kitap ile hükmetmek ve hakkı gözeterek hainlerden taraf olmamak durumundadır.27 Ona verilen bilgiler temel değerler açısından değişmez bir şekilde Nuh’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a ve Davud’a da verilmiştir. Bunun yanında kendisinden bahsedilmeyen peygamberler de vardır.28 Hz. Muhammed’e ulaşan bilginin doğruluğuna Allah ve melekleri şahitlik etmektedir fakat sadece Allah’ın şahitliği yeterlidir.

Peygamber vahiy gelmeden önce kendisine bir kitap indirileceği beklentisi içinde değildir.29 Fakat Abdullah b. Selam gibi son peygamberi bekleyen ve gelince iman eden Ehl-i Kitap’tan kimseler de yok değildir. İman edecek bir topluluk için rahmet ve öğüt olan bu Kitap mucize30 isteyenlere de ilahî bir cevaptır. Peygamber(s)’in ne yapacağını bilemez haldeyken, doğru yolu bulması vahiy sayesindedir.31 Bu bilgiyle Allah’a teslim olması emredilmiş, zaten ibadet etmediği putlara da tapması kesinlikle yasaklanmıştır. Peygamber daha önce Kitab’ın ve imanın bilgisine sahip değildir. Allah Kur’ân’ı bir nur kılmış ve Rasule onunla yol göstermektedir.32 Rasul kendisine vahyedilene sarılmalıdır çünkü o doğru bir yol üzeredir. Muhakkak ki Kur’ân hem onun hem de kavmi için bir şereftir ve ahirette ondan hesaba çekileceklerdir. Kur’ân, açık ayetlerden oluşmaktadır.33 Peygambere bildirilenler kıyametin bilgisini kapsamamaktadır. Yani O’na bazı gaybi gerçekler bildirilirken kıyametin ne zaman kopacağı sır olarak bırakılmıştır.

C. Hz.Muhammed(s)’in Vahiy İle Yönlendirilmesi

Rasul(s)’ün bazı düşünceleri, tutum ve davranışları Kur’ân’da uyarı, eleştiri ve azarlama biçiminde zaman zaman düzeltilmiştir. Ondan yeryüzünde güçlü bir iktidar olana dek esir almaması istenmiş, aksi takdirde yaptığının dünya malına meyletme ve esirlerden fidye almanın azaba nedeni olabileceği ifade edilmiştir.34 Müşrik akrabaları için bağışlanma dilemesi hoş karşılanmamıştır. Onun kâfirlerin olağanüstülükler görme isteği karşısında, vahyin bir kısmını okumaktan göğsü daralmamalı, onların memnun olması için vahyi kısmen de olsa terk etmemelidir. O sadece bir uyarıcıdır.35 Allah böyle bir yanlışa karşı onun kalbini sağlamlaştırmıştır. Rasul(s) kendisini müstağni görenlere değil arınmak isteyenlere dini anlatmalıdır.36

Hz. Muhammed(s) kendisine gelen ilimden sonra Yahudi ve Hıristiyanların arzularına uymama konusunda uyarılır. Zulmedenlerden olacağı haber verilir. Kendisinden Rabbinin ona verdiği ilimden şüphe etmemesi istenir. İnsanlar arasında kendisine gelen vahiy ile hükmetmeli, hakkı gözetmeli, hainlerden taraf olmamalı ve Allah’tan bağışlanma dilemelidir. Kendilerine ihanet edenlerden yana çaba göstermemelidir.37 Kendisine hak geldiği için insanlar arasında onunla hükmetmeli ve onların hevalarına uymamalıdır. Kendisine vahyedileni açıkça duyurmalıdır. Aksi takdirde görevini yapmamış olur. Mucize gösterme arzusuyla cahillerden olmaması istenir. Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek O’na yalvaranları yanından kovmamalıdır. Herkesin hesabı ayrı olduğu için onları kovması onu zalim kılacaktır.

Ayetler hakkında tartışmaya dalanları görünce başka konuya geçmedikleri sürece onlardan yüz çevirmeli, şeytan unutturursa hatırlayınca zulmedenlerle birlikte oturmamalıdır. Vahyolunana uymalı ve puta tapanlardan uzak durmalıdır. Ahireti yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uymamalıdır.38 Rasul(s) ruh haline dikkat etmelidir. Kur’ân, ona zorluk çeksin diye değil, insanları uyarsın ve inananlara öğüt versin diye indirilmiştir. Şeytan ona vesvese verecek olursa hemen Allah’a sığınmalıdır. Sorumluluktan kaçanlarla mazereti olanları ayırt etmeli ve bu konuda dikkatli olmalıdır.

İnkârcıların devasa bir mülkiyete sahip olmasına imrenmemelidir; çünkü Allah onların inkârcı olarak ölmesini istemektedir. Münafıklar kadınlarla kalıp savaşa çıkmayı reddettikleri için Hz. peygamber(s) savaşta onları yanına almamalı, onlardan ölen kimselerin de cenaze namazını kılmamalıdır. Çünkü onlar, Allah’a ve peygamberine inanmamış ve yoldan çıkmış kimseler olarak ölmüş insanlardır. Onların sahip olduğu şeylerin cazibesine kapılmamalıdır. Münafıkların inşa ettiği mescide hiç girmemeli, yapıldığından beri Allah’tan sakınmak ve arınmak isteyenlerin namaz kıldığı mescidleri tercih etmelidir. Cehenneme gidecekleri anlaşıldıktan sonra yakınları bile olsalar Allah’a şirk koşanlar için bağışlanma talebinde bulunmamalıdır.39 

Kendisine gelen vahiyden şüpheye düşmemeli ve Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olmamalıdır. Yoksa sonu hüsran olacaktır. Vahyedilene uymalı ve Allah hükmünü verene kadar acele etmemelidir.40 Allah’a ortak koşanların ondan olağanüstü durumlar göstermesi talebine karşın kendisini sıkıntıya sokmamalı, mükellefiyetlerini41 ve Allah’ın emirlerini terk etmemelidir. Müslümanlarla birlikte dosdoğru olmalı, aşırı gitmemelidir. O ve müminler zulmedenlere eğilim gösterirlerse ateş azabı onlara da dokunur. Kur’ân, Rasul’e kendi kavminin dilinde hüküm ve hikmet kaynağı olarak indirilmiştir. Ehl-i Kitab’ın muharref yoluna uyarsa Allah katında bir koruyucu bulamaz.42 Hiçbir şey için “Yarın bunu yaparım!” değil “inşallah” demelidir. Müminlerle birlikte sabretmeli, işinde aşırı giden ve hevasına uyan kimseye tâbi olmamalıdır. Kendisine vahiy gönderilirken, vahyin okunması bitmezden önce unutmamak için tekrarda acele etmemeli ve Allah’tan ilmini artırmasını talep etmelidir.43 Vahiy meleği ona Kur’ân okurken acele edip onunla beraber söylememeli ve yalnız dinlemelidir.44

İnkârcılara uymamalı ve onlara karşı olanca gücü ile savaşmalıdır. Beklemediği anda Rabbinin rahmeti olan vahyi almıştır. Bu nedenle inkârcılara yardımcı olmamalıdır. Allah’ın ayetlerinden alıkoyanlara uymamalı, Rabbine çağırmalı ve puta tapıcılardan olmamalıdır.45 Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi o da sabretmelidir. Allah’ın helal kıldığı şeyleri haram kılmamalıdır.46 Rabbinin hükmüne kadar sabretmeli, Yunus peygamber gibi aceleci olmamalıdır.

Sonuç

Görüldüğü gibi, Kur’ân önce risaleti insanlara ulaştıracak Hz. Peygamber(s)’i yetiştirmiş ve ona doğru yolu göstermiştir. O, vahiy gelmeden önce toplumundaki yanlış inanç ve uygulamaların farkındadır ancak “Ne yapmalı?” şeklindeki soruya bir çözüm bulamadığı için Hira mağarasına gitmekte ve toplumun ıslahı konusunda kafa yormaktadır. Ne zaman ki vahiy gelip ona, kendisini ve toplumunu eğitmesi, hidayet üzere olmanın ilkelerini, toplumsal değişimin yasalarını göstermiş o zaman Rasulullah(s)’ın kalbi mutmain olmuş, müminlere şefkat kanatlarını indirmiş ve cennete götürecek inanç ve amel bütünlüğünün nasıl sağlanacağı konusunda onlara nübüvvetin son halkasında “en güzel örnek” olmuştur.

Dipnotlar

1 Kıyamet 75/19.

2 Mehmet Aydın, Din Fenomeni, Tekin Kilabevi, Konya, 1993, s. 379.

3 Kur’an’ın Hz. Peygamber (s)’i nasıl yetiştirdiği ve bu amacı gerçekleştirirken hangi yöntemlere başvurduğu konusunda bkz. Murat Kayacan, Kur’an’ın Hz. Peygamberi Eğitmesi, Ekin Yay., İst., 2007.

4 Nisa 4/166; Maide 5/48.

5 Maide 5/64; Enam 6/19.

6 Enam 6/34, 50.

7 Enam 6/112-113, 145.

8 Araf 7/157, 168, 203. Bu vesile ile “Ümmetin ihtilafı rahmettir.” şeklinde sahih bir rivayetin olmadığını, asıl rahmetin Allah’ın ipine sarılarak ittifak etmekte olduğunu vurgulamış, Müslümanlar arasında icmaın çok önemsenmesine rağmen bu uydurma rivayetin nasıl yaygınlık kazandığının hayret vericiliğini de ifade etmiş olalım.

9 Tevbe 9/94, 101; Ahzab 33/12-15; Yusuf 12/3.

10 Kehf 18/1, 22. Ancak “nübüvvetin niteliğiyle” ilgili olan “Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun.” (Nahl 16/43) mealindeki ayeti ayrı düşünmek gerekir.

11 Taha 20/99, 113, 114.

12 Furkan 25/1, 32; Şuara 26/192.

13 Şura 42/52; Yusuf 12/3.

14 Nisa 4/113; Ankebut 29/48.

15 Kalem 68/4; Âlu İmran 3/159.

16 Muhammed 47/19; Tevbe 9/61.

17 Tevbe 9/128; Ahzab 33/53.

18 Şuara 26/3.

19 Âli İmran 3/153; Nisa 4/84.

20 Bakara 2/214; Araf 7/188.

21 Cuma 62/2; Cin 72/23.

22 Araf 7/158; Bakara 2/37.

23 Bakara 2/97, 99.

24 3/108; Nisa 4/105.

25 Bakara 2/252; Âlu İmran 3/44.

26 Yaygın olarak bilinenin aksine sünnetullah, tabiat değil, toplumsal alanla ilgilidir. Kur’an tabiatın işleyişiyle ilgili olarak emr, izn, kader kavramlarını kullanır. Sünnetullahın toplumsal yasa olarak ele alındığı çalışmalar için bkz. bkz. Ömer Özsoy, Sünnetullah, Fecr Yay., Ank., 1994; Said, Cevdet, Bireysel ve Toplumsal Değişimin Yasaları, (çev: İlhan Kutluer), 3. bs., İnsan Yay., İst., 1994; Said Hakim, Rabbani Yol ve Sünnetullah, 6 bs., İnsan Dergisi Yay., İzmir, 1993; Murat, Kayacan, Kur’an’da Peygamberler ve Karşı Tavırlar, Ekin Yay., İst., 2003; Nuri Tok, Sünnetullah ve Helâk Edilen Kavimler, Etüt Yay., Samsun, 1998.

27 3/108; Nisa 4/105.

28 Nisa 4/163; Nisa 4/164-165. “Peygamber (s)’e yeryüzüne kaç nebi veya rasul gönderildiği sorulduğunda “Rasullerin 313 veya 315, nebilerin ise 124 bin olduğunu söylemiştir.” İbnu’l-Kayyım, İbnu Mirdeveyh’in Ebu Zer’den rivayet ettiği bu hadisin uydurma olduğunu söylemektedir. Gerçekten peygamber sayısı bildiren rivayet edilen hadislerin hepsi zayıftır bkz. Ateş, Süleyman, Kur’an-ı Kerim Tefsiri, 6 c., Yeni Ufuklar Neşr., İst., 1988, s. 719.

29 Şuara 26/193-196; Kasas 28/86.

30 Kur’an-ı Kerim, mucize yerine ayet ve beyine lafızlarını kullanır. Bu iki kelimenin anlamları için bkz. İsfahâni, Rağıb, el-Müfredât fî Ğâribi’l-Kur’an, Daru’l-Marife, Beyrut, ts., s. 33, 68; Firuzâbâdî, Muhammed b. Yakub, el-Kamusu’l-Muhît, Daru’l-Fikr, Beyrut, 1995, s. 1165; İbnu Manzur, Ebu’l-Fadl Cemâluddîn, Lisânu’l-Arab, Daru Sadır, Beyrut, ts., XIII, 67.

31 Ankebut 29/47, 48, 51; Sebe 34/50.

32 Mümin 40/66; Şura 42/52.

33 Zuhruf 43/43, 44; Hadid 57/9.

34 Enfal 6/68.

35 Tevbe 9/113; Hud 11/12.

36 İsra 17/73-75; Abese 80/1-11.

37 Bakara 2/120, 145, 147; Nisa 4/105-107.

38 Maide 5/48, 67; Enam 6/35, 52, 68, 106, 150.

39 Araf7/2, 200; Tevbe 9/43, 55, 83, 84, 85, 108, 113.

40 Yunus 10/94-95; Tevbe 10/109.

41 İslâm’ın Müslümanlara yüklediği mükellefiyetlerin mahiyeti ve kapsamı konusunda bkz. Şâtıbî Ebu İshak, el-Muvâfakât, (çev: Mehmet Erdoğan), 4 c., İz Yay., İst., 1993.

42 Hud 11/12, 112, 113; Rad 13/37.

43 Kehf 18/24, 28; Taha 20/114.

44 Kalem 68/48, Kıyamet 75/16.

45 Furkan 25/52; Kasas 28/86, 87.

46 Âhkaf 46/35, Tahrim 66/1.

Bu yazı Umran Dergisi'nin Nisan 2008 (164.) sayısında yayınlanmıştır.



  İlk yorumu yazmak istermisiniz
RSS Yorumları

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
E-Posta
Başlık:
Yorum:



Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.1

 
< Önceki   Sonraki >
© 2012 Murat KAYACAN
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.