Murat KAYACAN

 

Duyurular
Ana Menü
Anasayfa
Hakkımda
Tüm Yazılar
Köşe Yazıları
Hakemli Dergi Yazıları
Haksoz.net Yazıları
Politik Yazılar
Mizah Yazıları
Kavramlar
Çeviriler
Kitap Tanıtımı
Kitaplar
Konferanslar
Söyleşiler
Duyurular
İletişim
Arama
İstatistikler
Ziyaretçiler: 480765
Anasayfa arrow Politik Yazılar arrow Kıyamet saati
Kıyamet saati PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 01 Şubat 2012

Ahiretin ilk aşaması diyebileceğimiz kıyametin gerçekleşmesinin ne zaman olacağı konusu insan zihnini meşgul etmiştir  ve etmektedir. Kur'an’a göre, Kıyâmet kesindir ve yakındır. Ne zaman gerçekleşeceği yalnız Allah’ın bilgisi dahilindedir (Lokman, 31: 34). Kur'an’da  bu konuda sorulduğu belirtilen soruların amacı çoğu zaman peygamberi zor durumda bırakma ve istihza içeriklidir: “O inkârcılar seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve ‘İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?’ diyorlar. Halbuki onlar Rahmân'ın kitabını inkâr ediyorlar. İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin. ‘Doğru sözlü iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?’ derler.” (Enbiya, 21: 36-38). Kur'an müşriklerin bu alaycı tavrını cevapsız bırakmamaktadır: “De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir." (Neml, 27: 71).

Kıyamet saati
Ahiretin ilk aşaması diyebileceğimiz kıyametin gerçekleşmesinin ne zaman olacağı konusu insan zihnini meşgul etmiştir  ve etmektedir. Kur'an’a göre, Kıyâmet kesindir ve yakındır. Ne zaman gerçekleşeceği yalnız Allah’ın bilgisi dahilindedir (Lokman, 31: 34). Kur'an’da  bu konuda sorulduğu belirtilen soruların amacı çoğu zaman peygamberi zor durumda bırakma ve istihza içeriklidir: “O inkârcılar seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve ‘İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?’ diyorlar. Halbuki onlar Rahmân'ın kitabını inkâr ediyorlar. İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin. ‘Doğru sözlü iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?’ derler.” (Enbiya, 21: 36-38). Kur'an müşriklerin bu alaycı tavrını cevapsız bırakmamaktadır: “De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir." (Neml, 27: 71).

Bir rivayete göre Kureyşlilerden bazıları bir rivayete göre de Yahudilerden bir grup  gelip Rasulullah (s)’a dünyanın son bulma tarihini  sormuşlardır. Konu Kur'an’da şöyle belirtilmektedir: “(Ey Peygamber), sana Son Saatten soracaklar, ‘Ne zaman gelip çatacak?’ diye. De ki: ‘Doğrusu, buna dair gerçek bilgi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başka açığa vuracak kimse de yoktur. (O Saat) göklere ve yere bütün ağırlığıyla çökecek ve sizi mutlaka umulmadık bir anda yakalayacak.’ Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: Ona dair gerçek bilgi ancak Allah katındadır; ne var ki, insanların çoğu (bundan) habersizdir.” (Araf, 7: 187). Görüldüğü gibi Allahu Teala o saatin insanlara kapalı olduğunu ifade etmektedir.

“Bütün yeryüzü kıyamet günü Allahu Teala’nın avucundadır. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. Ve sûra üflenmiştir. Göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılmıştır. Ancak Allah'ın dilediği müstesna.”  (Zümer, 39: 67-68). Kıyamet gerçekleşirken o gününün sarsıntısı çok büyük olacaktır. Öyle ki, insanların onu göreceği günde, her emzikli kadın başının çaresine bakmak için emzirdiğinden uzaklaşır. Ve her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları hep sarhoş bir halde görürsün. Halbuki sarhoş değillerdir. Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir (Hac, 22: 1-2). Çocukları ihtiyarlatacak o günden inkârcıların kendini kurtarmaları mümkün değildir. O günün dehşetinden gök yarılır (Müzzemmil, 73: 17-18).

 Kıyametin ne zaman kopacağı ve  Hz. Muhammed (s)’in onun vaktini bilip bilmediği konusundaki spekülasyonlara aldırış etmemek gerekir. Çünkü Kur’an onun vaktini Allahu Teala’tan başka kimsenin bilmediğini söylemekte ve ikinci bir bilenden söz etmemektedir. Onun için kim olursa olsun birinin kıyametin ne zaman kopacağını bildiğini söylemek ve bu şekilde inanmak, Kur’ın kesin olarak söylediğini yalanlamak anlamına geldiğinden sahibinin dinin dışına çıkmayla karşı karşıya getirir. İnsana düşen onun vaktini öğrenme çabası içinde olmak değil, ahirette nimete kavuşacak kimselerin arasında yer almaya çalışmaktır.

2 Şubat 2012 (Memleket Gazetesi)




  İlk yorumu yazmak istermisiniz
RSS Yorumları

Yorum Yaz
  • Lütfen yazı ile ilgili yorum yapın.
İsim:
E-Posta
Başlık:
Yorum:



Ek yorumların e-mail yolu ile bildirilmesini istiyorum

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.1

 
< Önceki   Sonraki >
© 2012 Murat KAYACAN
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.